Nando’s

5 Eylül’de Londra’ya vardım. Kendi evime taşınmama o zamanda göre daha üç hafta olduğu için bu süre içinde bir arkadaşımda kalacaktım. Geldik, valizleri eve bıraktık, ve mahallemizin (Bayswater) pub’ına doğru yola çıktık.

Pub’lar tam olarak benim mekanlarım.. Güzel bir ortamda adam gibi oturup son derece güzel biraları içip muhabbet ediyorsun işte, daha ne. Burada her köşede bir pub var; gerek gündüz gerek akşam insanların buluşma yerleri. Bizde nasıl eve dönmeden önce Migros’a gidip alışveriş yapılıyorsa burada da insanlar işten çıkıp bir iki bira içip eve gidiyorlar. Bir sürü kız tek başlarına gelip içip gidiyorlar, her gündüz buluşan yaşlı amcalar var, çocuklu aileler gelip yemek yiyorlar vesaire.

Biz de o gece iki tane pub’a gittik, muhabbet ederken ben de bir yandan hiçbirini bilmediğim bira markalarını sıradan geçiriyordum. Ale denen bir bira çeşidi varmış burada öğrendim, gazsız bira gibi bir şey. Alkol derecesi, tadı aynı ama su gibi rahatça içiliyor, favorim artık bu tarz biralar oldu. Herneyse, Ankara’da nasıl belli bir alkol seviyesini geçince, kafalar güzelleşince insanlar “Abi Aspava”, “Abi Beykoz”, “Abi kokoreççi” diye sayıklamaya başlarsa, buradaki arkadaşım da “Abi Nando’s” demeye başladı. “Nando’s ne, Çinci mi Hintli mi” demeye kalmadan yakınımızdaki Nando’s a doğru yağmur altında yola çıkmıştık.

(Bu şubesi, Westfield alışveriş merkezindeki şube. Aşağı sağdaki hareketli zemin üzerindeki dolaşan sushi tabakları seçim yapmanızı zorlaştırabilir)

Nando’s, bir tavuk cenneti. Her türlü fast food tavuk ürünü var, ama burada asıl yenilen şey ızgarada pişmiş acı soslu tavuk ve yanında “side dish” denen meze görevindeki ufak atıştırmalıklar.

Kasaya gidiyorsunuz, siparişinizi verip, masa numaranızı söyleyip parayı ödedikten sonra ikinci en önemli ana geliyoruz; Peri-Peri sosu toplama. Peri-Peri, bir acı biber çeşidinin ismi. Nando’s’ta ise Sarımsaklı, Baharatlı, Orta-Çok-Ekstra Çok Acı gibi çeşitleri olan tavuk sosları var. O gece sipariş verirken Türkçe konuşmamızdan Türk olduğumuzu anlayan kasiyer İlker’in verdiği bedava kolaları aldık, ne kadar sos varsa hepsini masaya dizdikten sonra tavukları beklemeye başladık. Arkadaşımın gözlerindeki heyecandan, her elinde tabak olan garsonu görünce “Hah bizimkiler – Ah be değilmiş”, “Şunlar bize geliyor – Off ya” tepkilerinden sonra artık iyice meraklanmıştım. En sonunda tavuklar masamıza geldi.

Yemeğe başladıktan sonraki kısa süreli bir bilinç kaybından sonra (çok aç olunca oluyor böyle) kendime gelince farkettim ki gerçekten son derece güzel bir tavuk bu. Tahminimce önce üzerine acı sos sürülüp fırınlanıyor, daha sonra da bir süre ızgarada çevriliyor ki ızgaranın tadını alsın, çıtır çıtır olsun. Tavuğun içi kurumamış ve yumuşacık. Yanında Coleslaw ve baharatlı pilav istemiştim, pilav üstü tavuk psikolojisinden olsa gerek. Açıkcası pilav kuru ve lezzetsizdi, Coleslaw’dan ise çok anlamam ama son derece güzeldi. Arkadaşım Coleslaw’a ek olarak ızgarada pişmiş yarım mısır istedi, o da güzel görünüyordu. Daha sonradan farkettim ki asıl ısmarlanması gereken şey resimdeki Creamy Mash denen yağlı patates püresiymiş. Bu patates gerçekten çok güzel, giderseniz sakın atlamayın.

Erkeklerde yeme ve içme konusunda bir gaza gelme durumu vardır. Etrafınızdakiler içtikçe içersiniz, yedikçe yersiniz. Aşık atma değil kesinlikle, sadece gaza gelme. O gece arkadaşım “Abi bunlar çok güzel” diyip acı soslardan tabağında bir çorba hazırladı, acıyı bastıkça bastı. Ben de küçük çaplı bir çorba kendi tabağımda yaptım, artık yediğim et mi sos mu diye ayırt edememe sınırına geldim neredeyse. Soslar gerçekten çok acı, yandıkça, gözümüzden yaş geldikçe, burnumuzu çeke çeke “Ohh süper” diyip sos dökmeye devam ediyorduk. Nando’s’ta böyle bir mazoşist psikoloji oluyor. Yana yana ama zevkle yiyorsunuz, dışarıdan bakınca komik bir görüntü olsa gerek.

Nando’s’ta tavuğun yanındaki diğer aperatif seçenekleri patates kızartması, sarımsaklı ekmek, baharatlı fasülye, domates soslu kızartmış sebzeler, karışık salata ve tatlı patates püresi. Parça tavuk yemeklerinin dışında ise çeşitli atıştırmalıklar, birkaç ana yemek, hamburgerler, dürümler ve salatalar mevcut. (Menü: http://www.nandos.co.uk/fammenu/FEM/Menu.html)

Yine bana gel Nando’s, yana yana yine bana gel.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

7 Responses to Nando’s

  1. chanbong says:

    yeni blog, yeni ev hayirli olsun!
    diycem ki, o anlattigin gaza gelme durumu… bende var! o yuzden erkeklerle yemege cikmak cok hos oluyor, kizlar miymiymiy onu yiyemem ay oha onu da yemeyelim artik bilmem ne. oeeaah heves birakmiyorlar insanda.

    ne isyan ne itiraf bu yalnizca sitem :)

  2. deniz says:

    Teşekkürler Sibelcim. Kızların zaten birkaç erkek huyu kapmış olanı makbul, öyle “çok kız” olan kızlar, ehhh.. :) O zaman Londra’ya yolun düşerse haber ver, Nando’s’a gideriz :) Birkaç Talcid eşliğinde.

  3. muge says:

    nandos istanbul cevahire de açıldıydı ama yurt dışındaki akadar iyi değil yorumları var sözlükte, bense henüz gidemedim.

  4. Damla says:

    Nando’s’u bugun ben de yazdim. Tavuk pek sevmem ama tavugun bu en guzel yorumlanis sekli diye dusunuyorum. Menudeki sweet corn ayrintisi da super. Buraya daha cok gideriz gibi duruyor.

  5. dorukhan says:

    Istanbul’daki Nando’s’ta (iki kesme isareti garip oldu:) burada olmayan bir sey var… Siste tavuk(isli tavuk falan sanilmasin; Turkce karakter sorunu: shiste tavuk), bildigin tavuk sis ama ama sis tepeden asili bir sekilde geliyor, cok havali tabak yani:) tavsiye ederim…

    Istanbuldaki garson Nando’s un acildigi her ulkede yeni yemekler denedigini soylemisti. Sis olayinin da ilk kez Turkiye’de denendigini tutarsa diger Nando’slarda da hazirlanacagini belirtti. Bizi yemediyse tabi :)

  6. deniz says:

    Aynisinin kirmizi etlisini NumNum’da gormustum, ‘sallanan etler’ adiyla, o da cok havali gorunuyordu uzaktan. Artik bir daha ne zaman gidersem yiyim bari :)

    Yeni yemekler deneme olayi da dogru olabilir, nitekim cogu yemek zinciri yerel lezzetleri kullaniyor baska ulkelerde.

  7. Pelin says:

    Ekşi Sözlükteki linkten gelince baya geç yorum yazmış oluyorum ama Cevahir’deki restaurant da kapanınca insanın ağzı sulanıyor. Yalnız burada ne yazık ki Londra’da olduğu kadar yan seçenek alternatifi yok, Londra’da denemek farz oldu artık :)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s