Momo

Burada HSBC çalışanlarından oluşan bir arkadaş grubum var. Her hafta bir yemeğe gidiyoruz, bu hafta ise Fas & Kuzey Afrika mutfağı temalı Momo adlı bir restorana gitmek üzere buluştuk. Restorana girerken bir baktım kapıda “Michelin Guide 2010 Recommended” yazıyor. “Lan, lan!” diye hemen heyecanla girdim içeri; ortam çok güzel. Loş, mum ışıkları, dekor çok karakterli, arka planda modernize edilmiş afrika-arap müzikleri.. Hemen yerimize oturduk.

Şimdi buraya restoranda çektiğim bir fotoğrfı koymak isterdim, ama olmuyor, olamıyor dostlar. Akşam bir yere gidilince, ne yemeğin ne de restoranın fotoğrafı çekilemiyor. Flaşlı yemek fotoğrafları çok çirkin duruyor, e flaşsız çeksek o zaman da çok karanlık.. Normalde fotoğrafını çekemediğim restoranları / yemekleri yazmıyorum ama bu seferlik bir istisna yapacağım, çünkü yediklerimi anlatmazsam içimde kalacak. Momo’nun web sitesinden aldığım fotoğraflar ile idare ediyoruz.

Biz de bu masaya oturmuştuk işte o akşam. Tahmin edeceğiniz üzere akşamları çok daha güzel oluyor ortam.

Başlangıc olarak neler söyledik? Pan Fried Scallops – Tavada Kızartılmış Deniz Tarağı. Patlıcanlı acımsı bir sos ve Salsa Verde ile geldi. Salsa Verde ise, maydanoz, sirke, kapari, sirke, ançuez, soğan ve zeytinyağından yapılan bir sos. En sonunda şu ünlü deniz tarağı denen şeyden yiyebildim, mutluyum. Son derece güzel bir tabaktı.

Diğer başlangıç Pan-Roasted Chicken Liver – Tavada kızartılıp fırınlanmış tavuk ciğeri. Tavuk ciğeri de sanırım ilk defa yedim, kuzu ciğerinden pek farklı değil. Bolca miktarda humus üzerinde geldi. Hayal edin, böyle kalsaydı çok sert ve ağır tadı olan, yoğun bir tabak olacaktı. İşte bu yüzden, yanında narlı ve cevizli ufacık bir salata ile geldi. Birlikte yenince son derece hafif ve lezzetli oluyor. Narın ekşiliği, ciğer ve humusun tadının baskınlığını ve yoğunluğunu almış götürmüş. Yemeğin bu noktasında artık mutlu bir Deniz’im.

Bunların yanında Wood Pigeon Pastilla – Güvercinli Bastiya aldık. Evet, güvercin :) Pastilla’nın Türkçe’sini (eğer varsa) bilmiyorum, o yüzden okunuşunu yazdım. Bu, Fas’ın milli yemeği, geleneksel olarak da güvercinden yapılıyor. Kabaca anlatmak gerekirse ufak parça parça etler, ufak, yuvarlak gözleme gibi bir hamurun içine kalınca olacak şekilde konulup pişiriliyor. Evet, bu sefer de bir ilk; güvercin de yemiş olduk. Bu yemeğin asıl hoşuma giden kısmı, direkt hamurun içine et ve klasik sote sebzeler konulup servis edilmemesi. Hamurun içinde hafifçe baharat katılmış güvercin etinin yanında tarçın ve incecik badem taneleri vardı. Bastiya’nın altında ise incecik bir dilim portakal. İşte, yine tatlı – tuzlu, ağır – hafif kombinasyonu. Sanırım en çok hoşuma giden yemekler bu veya buna benzer birleşimi olan yemekler. Düşündüğüm zaman sanki çakışan – uyumsuz tadlar gibi geliyor, ama hiç de öyle değil; birbirlerinin tadlarını bozmuyorlar, aksine toplamdaki lezzeti zenginleştiriyorlar. Benzer şekilde bazı yemeklerdeki yumuşak – sert kombinasyonu da güzel bir özellik.

Bu noktada aklıma Osmanlı Saray mutfağı geliyor. Kirazlı kuzu etleri, ayvalı av eti yemekleri, kuşüzümlü pilavlar.. Gurur duymamak işten değil, hele İngiltere’deyken. İngilizler gördüğüm kadarıyla evde yemek yapmıyorlar. Hazır yemekler, dondurulmuş yemekler, konserveler, paketler, vs.. Tuhaf ama gerçek. Nerede bizdeki ev yemeği kültürü.. Bu durumun başka bir etkisi de olmuş, evde yemeyen dışarıda yiyor, bu yüzden Londra’daki restoran kültürü, yelpazesi ve kalitesi çok gelişmiş. Şehirde yürürken sürekli dışarıdan çok güzel görünen bir sürü restoran görüyorum. Her akşam dışarıda yesem hepsini bitirmek en az 5-6 yılımı alır herhalde.

Herneyse, Momo’ya dönecek olursak, son aldığımız başlangıc ise tavşan eti olan bir mezeydi. Kızartılmış incecik üçgen hamur içinde tavşan etleri. Yanında ise yine ufak tatlı bir ekleme var; küp küp şeftali veya kayısılardan oluşan, şekerli, reçele benzeyen ama o kadar ağır olmayan bir karışım. Tavşan eti kaç yıldır yemek istiyordum; kesinlikle güzel, lezzetli bir et. Bu başlangıc biraz basit kaçmış, ama bu başarılı olmasına engel değil. Lakin 62’leri bir de orta pişmiş, biftek halinde yemek isterim tam olarak lezzetini alabilmek için.

Bu noktadan sonra, “Asıl bir de ana yemekler var ki Allaaaahh” diye devam etmek isterdim de, maalesef, maalesef.. Ana yemekler.. Kötü. Ben Lamb Couscous aldım, Lamb Tagine ve Moroccan Chicken‘ın da tadına baktım. Benim yemeğim incecik pilav parçaları üzerinde sebze ve kuzu şiş parçalarıydı. Kuzu eti hem sinirliydi, hem de lezzeti yoktu, sorsalar kesin dana eti derdim. Lamb Tagine denen seramik kap içinde ananaslı, sebzeli kuzu eti değişik görünüyordu, diğerlerine göre daha iyiydi ama çok da yer etmedi. Fas Tavuğu ise fiyasko. Güzel, ama hiçbir özelliği yok, tavuğu al, ızgaraya at, oldu biti işte. Sonuçta heyecanlı, mutlu ve umutlu başlayan yemek hayal kırıklığı ile bitti. Restoranın pahalı olması da cabası, başlangıçlar 10£ (~25TL), ana yemekler ise 20£-30£ (50TL-75TL) arasında.

Sonuçta Momo’ya bir kere daha gideceğim. Ama bu sefer çift olarak, başlangıçları yavaş yavaş yiyerek, ve bir şişe şarap eşliğinde.

Not: Momo, Gordon Ramsay’in “Ramsay’s Best Restaurant” yarı finalinde elenerek Ramsay tarafından Britanya’nın en iki ikinci Kuzey Afrika restoranı seçildi.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

One Response to Momo

  1. ev yemekleri says:

    Paylaşımınız için çok ama çok teşekkürler. Bu türde paylaşımlar bir çok konuda faydalı olmaktadır.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s