Masala Zone

Londra’da her yerin Hintli kaynadığını söylemiş miydim? 200.000 civarında Hintli yaşıyor, ve gerçekten de her yerdeler. Hintli İngilizcesi aksanına bile alıştım artık. Hintlileri peki kimler takip ediyor? Bangladeş, Jamaica, Nijerya, Pakistan, Kenya, Sri Lanka, Gana.. Neyse daha fazla devam etmiyim sinirim bozulmasın :) Kulağa ırkçı gibi gelmesini istemem de, sonuçta Londra’ya gelmişiz, İngiliz görüp İngilizlerle muhattap olmak istiyoruz doğal olarak, o bakımdan. Büyük etnik grupların bu ülkelerden olmasının temel sebebi ise Krallığın eskiden bu ülkeleri sömürmesi. Mesela Hintlilerden oturma-çalışma izni istemiyorlar. İnsan biraz uğraşır da Kuzey Avrupa ülkelerini, Slav ırkına mensup ülkeleri sömürür.. Herneyse, sonuçta Londra, sadece %58.7’si beyaz İngiliz olan, 300’den fazla dilin konuşulduğu, Dünya’nın belki de en kozmopolit şehri. Durum böyleyken, aynı zamanda en çok çeşit yemeği bulabileceğiniz şehirlerden de birisi oluyor, ki bizi ilgilendiren kısım burası.

Biliyorsunuzdur, İngiliz mutfağının özelliği, olmaması. Olmaması demiyelim de, diğer mutfaklara kıyasla zayıf bir mutfak. Çok çeşitli malzemelerin olduğu bir coğrafya değil. Eh evde pişen de sonuçta sokağa İngiliz mutfağı olarak yansıyor. Günümüzde ise gördüğüm kadarıyla İngilizler genellikle evde konserve, dondurulmuş, füme, veya eve getirip pişirilmesi kalmış yemekleri yiyorlar. Bizdeki gibi her gün üç öğün yemek pişirmek gibi bir kültür yok.  Bu durum, 80’lerde İngiliz kadınlarının çalışmaya ve evde yemek yapmayı bırakmaları ile başlamış bir durum. Ama güzel bir sonucu var, evde yemek yenmediği için kaliteli ve güzel restoran çok fazla var. Bazen sokakta yürüyorum, adım başı bir restoran, içeriye bakıyorum, hepsi birbirinden güzel, hepsi de girip gecenin geçirilebileceği yerler. Sonuç olarak diyebileceğim şudur ki, hem kaliteli, hem de çok çeşitli restoranların çok sayıda olduğu bir yer Londra. İngiliz, Fransız, İtalyan, Asya, Kuzey Afrika, İspanyol.. Bu durumda bir de Ankara’yı düşünün, en büyük değişiklik Quickchina.. Yazının konusu olan Masala Zone ise, birkaç tane şubesi olan kaliteli ve güzel bir Hint restoranı.

Buradaki Hintli arkadaşlarımdan birisine bir gün sordum; Londra’da, Hindistan’da yediğim yemeğin tıpatıp aynısını aynı kalitede yapan yer var mı diye, cevap olarak burasını söyledi. Eh, ben de daha önce hiç Hint yememiştim açıkcası, o yüzden gitmeden önce heyecan tavan yaptı – yemeğe çıkma kategorisi içinde :)

Kalabalık bir grup olarak Masala Zone’dayız, dev menüyü çarşaf çarşaf açtık önümüze. Menü; sokak yemekleri, thali (sini içerisinde azar azar karışık yemek), köriler, ızgaralar ve tatlılar olarak beşe ayrılıyor. Asıl yemek köri. Şimdi ne yani herşey köri soslu mu diyeceksiniz, hayır, buradaki Curry ile kasıt farklı. Ben de Angelito ile gittiğimiz bir yemekte öğrenmiştim. Curry, temel olarak baharatlı sosla pişmiş yemekler anlamına geliyor, yanında pilav ile servis ediliyorlar. Envai çeşit baharat-sebze karışımı mevcut; rezene, zerdeçal, kakule, kişniş, hindistan cevizi, demirhindi, anason, hint turşusu.. Zaten restorana girdiğinizde havada ağır ama güzel bir baharat kokusu alıyorsunuz, Kapalıçarşı gibi. Hindistanlı arkadaşım körilerden birisini tavsiye ediyor; Mutton Kolhapuri. Hindistan’ın Güneyinde, bizim Antep gibi bir bölge varmış, çok acılı yemek yiyorlarmış. “Eğer acıyı seversen bundan söyle ama çok acıdır” dedi. Bunu derken “spicy” kelimesini kullandı, ben de İngilizce’sinin çok büyük kısmını okulda öğrenmiş birisi olarak bunu “baharatlı” olarak anladım. Bu insanlar “hot” yerine “spicy” diyorlar genelde, bu da benim yemek geldikten sonra aldığım ‘acı’ bir ders oldu.

Kalabalık bir ekip olarak gittik ve bir çok başlangıç istedik. Fotoğrafları olmadığı için uzun uzun anlatmak ve sıkmak istemiyorum ama yediklerimizin her biri çok güzeldi ve farklıydı. Hamurlu, etli, yoğurtlu, soslu ve bol baharatlı şeyler yedik, hepsinden de memnun kaldım. Ana yemek geldiğinde aslında çok toktum, bir arkadaşımın tabağındaki cacığı acı etin üzerine döküp yiyebildim ancak. Aşağıdaki fotoğrafta başka bir zaman gittiğimde aldığım ‘Thali’ denen ortaya karışığı görüyorsunuz, sebezeli, soğuk mezeli, körili bir tabak. O da güzel bir alternatif, ufak bir ana yemek ve başlangıçlardan seçmeler var. Flaş kullanmamı affedin, artık hiç yoktan iyidir..

Masamızda köşede oturan bir İngiliz vardı, 8 kişi başlangıçta 3 şişe şarap aldık. Şaraplar yarılandıkça bu İngiliz arkadaş yeni şişeler söyledi, kaç kere bilmiyorum, sürekli önümüze kontrolden çıkmış bir şekilde şaraplar geliyordu, hatta bir seferinde geri yolladık bir şişeyi. Yemekleri beğenmemde kafamın bayağı güzel olmasının sebebi yok demiyorum ama sonuçta Hint mutfağı ile tanışmam mutlu son ile bitti, son derece de memnun kaldım.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

2 Responses to Masala Zone

  1. basak says:

    bu kuzey avrupayı sömürselermiş ya serzenişine çok güldüm hehe.tabi daha sonra bu hintliler teeey ordan gelir başımıza bela olur diye düşünmemişler adamlar :)

  2. deniz says:

    evet yine iş başa düştü kendimiz gidip sömürecez artık :P hehe

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s