Belgo

Belçika’ya vaktinde gitmiştim, çikolatasının Dünyaca ünlü olmasının fazlasıyla haklı olduğunu görmüştüm, ama midye ve biralarının da meşhur olduğunu bilmiyordum. 10 milyonluk bir ülke olmalarına rağmen 800 çeşitten fazla bira üretiliyormuş, ortalama bir Belçikalı her gün en az bir 50lik içiyormuş, Dünya’nın ilk bira akademisi Belçika’da açılmış, falan filan. Bira, midye ve patates tavadan oluşan yemekleri de Belçika’nın en popüler ve ünlü yemeğiymiş.

Bu aralar haftasonunda gündüzlerim genelde bütün gün yatakta sürünmekle geçiyor; sabaha karşı çok içmiş bir hale yatınca toparlanmak akşamı buluyor. Geçen pazar günü de sabah 7’de yatıp 4 saat uyumuş halimle ev arkadaşım sayesinde kendimi Covent Garden’da yarı bilinçi halde yürürken buldum. Serseri mayın gibi gezerken arkadaşımın aklına Belgo denen Belçika restoranına gitmek geldi. Vaktinde arkadaşları ile gitmiş, aç olmadığı için bir şey yememiş ama restoranı çok beğenmiş. “Bira midye yaparız” dedi, biraya hayır denmez de açıkcası midye ne kadar güzel olabilir şüpheliydim. Sonuçta haşlanmış servis edilecek, bizdeki gibi uğruna bir çok şey feda edebileceğim bir halde değil; karabiberli pilavlı, en az 30 tane – tercihen güneş altında kumlu ellerle bol limon sıka sıka yenen o midye dolmalar değil. Herneyse, Türkiye’den uzaktayken hatırlanması tatsız bir konu bu :)

Belgo’ya normalde rezervasyonsuz yer bulmak zor, en az bir hafta öncesinden rezervasyon yapılması gerekiyor, ama Pazar öğleden sonra saçma bi saatte gittiğimiz için yer bulabildik. Mahzen gibi tasarlamışlar, teller arkasında dağınık bira kasaları, kalın havalandırma boruları, metalik dekorasyon, dar koridorlar, depo gibi geniş alanlar, vs. Değişik ve ilginç. Menü önümüze geldi, yaklaşık 90 çeşit içeren bir bira menüsü ile. Gerçekten ismini bilmeyi geç, yazan bira çeşitlerini bile bilmiyorum. Belçika’daki manastırlarda yapılan biralardan meyve biralarına, %0.5 alkol içeren biradan, %12 içeren biralara kadar. Bunun yanında yaklaşık 20 çeşit de şaraptan oluşan bir şarap menüleri de var. Deniz mahsülleri ile beyaz şarap içelim istedik o gün, o yüzden bir şişe beyaz şarap söyledik. Biraları ise artık hakkını verebileceğim başka bir güne sakladım :)

Başlangıçlardan “Warm salad of smoked bacon, shredded duck, eggs & black pudding with garlic croutons and a Dijon mustard dressing” (Füme domuz eti, ördek ve ‘black pudding’li salata) ile “Sautéed squid & chorizo with roquette & baby gem with a tomato & lemon dressing” (Kalamar ve baharatlı sucuk) istedik. ‘Black pudding‘ in ne olduğunu anlatmak istemezdim ama kabaca, temelde kaynatılmış ve kurutulmuş domuz kanı ve bilimum etinden yapılan siyah renkli bir sosis. Bakıyorum da bu noktada herhalde daha fazla dinden imandan ve insanlıktan sapmış biri izlenimi veremezdim :) Bunların yanında elbette asıl yemeğimiz olan midyelerimizi de söyledik. Meğersem sadece haşlayıp getirmiyorlarmış; sekiz çeşit midye var, piştiği sosa göre değişiyor. Biz soğan ve sarımsaktan şaşmamak lazım diye düşünerek “Traditionnelle – Steamed with white wine, celery, garlic & onion” (Beyaz şarap, kereviz, sarımsak ve soğan ile buharda pişirilmiş) istedik.

İlk resim benim çektiğim resim, ikinci resim ise midyelerin asıl halinin daha iyi görülebilmesi için koyduğum Facebook’tan bulduğum bir resim. Öncelikle, ilk istediğimiz Kazıklı Voyvoda yemeği gerçekten çok güzeldi. Genel olarak sert, tuzlu, belirgin, baharatlı, tuzlu, hafif ağırca bir tadı vardı; çok hoşuma gitti. İkinci istediğimiz kalamarlı yemek ise pek matah bir şey değil, açıkcası çok bir tadı tuzu yoktu. Ana içeriği olan kalamar dondurulmuş ve kızartılmamış olunca normal bir sonuç. Midyeler ise derince bir kapta, dibinde kaydadeğer sosla geldi. Çok sayıda gelen midyeler sosla birleşince son derece lezzetli olmuş. Ekmek istedik, en alttaki sosa bana bana çekirdek yer gibi yedik midyelerimizi, beklediğimden çok daha lezzetli çıktı. Sos son derece güzel, midyeye yakışmış. Midyeler de güzel pişmiş, yumuşak ve lezzetliler. Bütün bu istediklerimiz ile fazlasıyla doyduk, çok mutlu bir şekilde de ayrıldık.

Belgo’nun midyeleri güzel bir yemek olmaktan öte tekrar tekrar gitmeyi hakediyor, Belgo’nun son derece değişik ve orjinal bir restoran olması da cabası. Kalabalık bir grup ile gidilip uzun uzun bira içip midye yenince zevki iyice çıkar diye tahmin ediyorum. Bu arada yine de düşünmeden de edemiyorum; hele bir de farklı çeşit olarak Mardin’li bir usta bulup bizim midye dolmalardan yapsalar.. Ah.. :)

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

2 Responses to Belgo

  1. Ayazma says:

    “Bakıyorum da bu noktada herhalde daha fazla dinden imandan ve insanlıktan sapmış biri izlenimi veremezdim” lafına koptum :))))

    Ya bu belçikayı öve öve bitiremiyorlar, kopup gidicem valla bi gün.

    Ben de bu midyelerden Paris’te yemiştim, tadı hala damağımda, afiyet olsun. :)

  2. Ayset says:

    İğrenç sosisleri için değil ama waffle(Brüksel ve Liege usulü olmak üzere iki çeşittir) ve çikolataları için gidilir. İnsanları da iyidir.(frankofonları tanıdım pardon) Meşhur Mort Subite’e gidip “tartine” isterseniz koca bir dilim kara ekmek ve üzerine bir dilim peynir gelir. Karaköy usulü bira patates kızartması için cips isterseniz de pakette belçika patcipsi getirirler….”Baraques frites” lerede satılan (sokak kızartmacısı) kızartmalar niye dükkanların içine girmez anlamak zor. Ama “sos amerken” le güzeldir patates kızartmaları sokakta da olsa….

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s