Gaucho

Günün birinde bir arkadaşım gelip “Gaucho diye bir yere gittik, eti yerken gözümden yaş gelecekti neredeyse, üç gün tadı ağzımda kaldı” derse, başka arkadaşlarım da Gaucho diyince “Abi… Offf…..” diyip düşüncere dalıyorlarsa bu restorana gitmek fena fikir olmaz diye düşündüm.

En son Momo’ya gittiğimiz ekiple bu sefer Gaucho’nun Canary Wharf’taki şubesine gidelim dedik. Nehrin kenarında, son derece şık, ağır ve loş bir ortam. İnternet sitesinden aldığım fotoğraflara geçiyoruz, ikinci fotoğrafta soldaki masa bizim oturduğumuz masaydı.

Gaucho, bir Arjantin restoranı. Bifteklere ek olarak kaydadeğer deniz mahsülü seçenekleri de var. Yemekler çok kaliteli görünüyor, zengin de bir şarap menüleri var. Biftek olarak ise seçenekler belli: Rump (Ne olduğundan emin değilim ama en ucuz et buydu), Picaña (Rump denen şeyin üst kısmı), Sirloin (Kontrfile), Fillet (Bonfile) ve Rib Eye (Antrikot). Etlerin de 225gr, 300gr ve 400gr seçenekleri var. (Menü: http://www.gauchorestaurants.co.uk/downloads/menus/food.pdf) Hani bizde bazı balıkçı ve kebapçılar tepsi üzerinde mezeleri gösterirler ya, Gaucho’da da siparişten önce çiğ etler bir tahta üzerinde geliyor ve garson teker teker kesimlerine göre etlerin özelliklerini ve farklarını anlatıyor. Ben tahmin edeceğiniz üzere 400gr bonfile seçtim. Bonfile, içlerinde en yağsız ve yumuşak olanı. Yağsız olması aslında iyi bir şey değil çünkü ete iyi dağılmış yağ (Marbled – Damarlı) etin lezzetini ve kalitesini arttıran bir özellik. O yüzden bonfile ve kontrfileyi sosla pişirmek sık rastlanan bir tercih. O linklerin hepsine tıklanacak yoksa devam etmiyorum.

Ben de gelecek etin çok lezzetli olacağını tahmin ettiğim için kullanmayacağımı tahmin ettiğim halde kenarda dursun diye mantar sosu istedim. Ortaya da patates söyledik.

Heyecanlı bekleyiş başladıktan kısa süre sonra masamıza ekmek, tereyağı ve zeytinyağı geldi. Ekmek ama ne ekmek.. Tereddütsüz söylüyorum hayatımda yediğim açık ara en lezzetli ekmekti. Çok sıcak, dokunmak zor ve her halinden belli fırından çıkalı bir dakika olmamış. Sanki fırın içinde hazır olmaya yakınken yemeye başlamışsınız gibi hissediyorsunuz. İçi neredeyse hamur gibi. Ağzınıza attıktan sonra çiğnemiyorsunuz, eriyip gidiyor. Hele içine biraz tereyağı koyduysanız.. Zaten ekmeklerden ilk ısırıklar alındıktan sonra masamıza ismi konulmamış, resmileşmemiş bir rekabet havası çöktü. Hatırlarım, arkadaş ekürimdeki bütün ağır toplarla sekiz erkek gittiğimiz bir Aspava yemeğinde, garson ilk masaya patatesi koymuştu, diğer masaya patatesi koyduğunda ilk tabak boşalmıştı, garson da birkaç saniye aptallaşmıştı. Neden? Çünkü artık neredeyse tabak havadayken insan görünümlü arkadaşlar çatallarını batırıyorlar, çatal 40 patateslik kapasitesine erişince ezilmiş patatesleri ısıra ısıra yemeğe başlıyorlar. Yani tabağa çatal uzatmak için tek şansınız var. Herneyse, sonuçta Aspava’dan oldukça farklı bir mekandayız ve ortamda kızlar da olduğu için hem kibarlığı elden bırakmayıp hem de masadakilerden maksimum faydayı almaya çalıştığımız o zorlu süreç, ikinci kere istediğimiz ekmek servisi bitene kadar sürdü, tam da o sırada etlerimiz geldi.

Bonfilemi orta-az pişmiş istemiştim. İlk fotoğrafta küçük kaptaki şey mantar sosum oluyor. İkinci fotoğrafta ise alet odaklayamamış – Telaştan da sonradan farkedememişim -ama pişme derecesi ve kalınlığı görünsün diye koyuyorum.

Bu noktada büyük olasılıkla bol bol övgü bekliyorsunuz ama açıkcası beklediğim kadar inanılmaz bir et değildi. Ha doğruya doğru, şimdiye kadar yediğim en güzel et gerçekten de; pamuk gibi yumuşacık, son derece lezzetli, iyi pişmiş.. Ama öyle hayat değiştirecek de bir lezzet değil, bu kadar güzel olmasa da bu lezzete yakın biftekler yemiştim. Bu noktada hayatla ilgili hangi dersi çıkarıyoruz; beklentileri çok yüksek tutmayalım ki karşımıza çıkanlar her ne kadar güzel olursa olsun tatminsiz kalmayalım. Neyse, 400 gram bonfile fazla gelebilir gibi düşünüyordum ama hiç de öyle olmadı, bir çırpıda bitti. Mantar sosunu ise ete dökmeye kıyamadım ve patates ile yedim. Veya patatesi sos ile yedim.

Gaucho’nun şehir merkezi (Piccadilly) de dahil olmak üzere 10’a yakın şubesi var, ama hiç de şubeleşmiş bir restoran havaları yok. Çok farklı menü seçenekleri de var, özellikle gruplar için. Bir sonraki gidişimde Gaucho Sampler‘ı denemek istiyorum, 5 farklı kesim etten getiriyorlar, toplamda 1150 gram. Hepsini aynı pişme derecesinde söyleyip tad farklarını ne kadar anlayabileceğim cidden merak ediyorum.

Sonuçta Gaucho, benim için şu an Butcha’nın Londra versiyonu. Ucuz bir yer değil, yediğim 400 gram bonfile 37.5£’du (~90TL), ama yine de arada gidip güzel ete (ve ekmeğe!) doymak için doğru adres gibi görünüyor.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s