Big D @ Byron

Byron, sağolsun Londra’ya geldiğimden beri restoran tavsiyelerini eksik etmeyen Evrim Ersoy‘dan öğrendiğim bir hamburgerci zinciri. Kendisi “Bir zincir olsa da Gourmet Burger Kitchen gibi yerlerden gömlek gömlek üstün bir yer” demişti. Ne kadar daha iyi emin değilim ama et kalitesi ve işi ciddiye alma bakımından daha iyi olduğu aşikar. Özellikle coleslaw’larına ve kurabiyeli milk shake’lerine karşı platonik bir sevgim var.

Menüsünde az yemek olan restoranlar bana güven veriyor, çok çeşit olanlardan ise korkarım. Kesin demeyelim de, %99 ihtimalle o kadar çeşidi koyalım derken malzemeden kaliteden kısmışlardır. Bu menüler aslında mayın tarlası gibi, seçiminizin patlama olasılığı yüksek.. Seçerken, sipariş verirken, beklerken sürekli bir stres.. Az çeşit olunca ise kaliteye odak ve yemeklere özen daha fazla oluyor. Örneğin GBK’da ananaslısından turplusuna milyon çeşit hamburger varken Byron’dakiler belli: Klasik, Peynirli, Bacon’lı, Tavuklu, Ekmeksiz ve Vejeteryan. Sıkıcı değil, çünkü Rokfor sosu, Jalapeño, BBQ sosu gibi birkaç tane ek malzeme seçeneği de koymuşlar. Yazının konusu olan Big D ise Byron’daki bir misafir hamburger (Erasmus exchange gibi bir şey).

Her yıl sadece 1 Şubat – 28 Şubat arası menüde olan Big D, 170 gram yerine 230 gram, eti İskoçya’daki Jack O’Shea’dan temin ediliyor, marul, domates, kırmızı soğan, mayonez ve tabağın kenarına iliştirilmiş bir dilim tatlımsı salatalık turşusu ile servis ediliyor. Böyle olunca da eski evimin dibindeki Canary Wharf şubesine gitmem farz oldu.

Coleslaw ve Big D siparişimi verip beklemeye başladım. Sanırım 15 – 20dk’da geldi, önceden söylüyorlar zaten “Bak bunu pişirmek uzun sürer hea” diye.

Hamburger ekmeği her zamanki gibi son derece güzel, diğer malzemeler de öyle, taze ve lezzetli, lakin et.. Çok pişmiş. Hani öyle Gordon Ramsay çok pişmişi de değil, bildiğin normal insan çok pişmişi. İçi sulu değil, kenarlarında yanıklar.. Büyük hevesle gittiğim bir macera, tahminimce bu geçici hamburger köftesini pişirmekte acemilik yapan aşçının avuçlarında bitti. Yalnız da olmadığımı düşünürsek, buradan bütün aşçılara çağrım var: Çok pişireceğinize çiğ getirin, en kötü tabasco basıp steak tartare niyetine yeriz. Kuru olacagına kanlı olsun. Aslında sanırım her zaman ne olur ne olmaz diyerek, orta – az pişmiş sipariş vermek lazım.

Big D, seneye görüşmek üzere. Sana inancım halen var.

This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s